• BIST 13458.1
  • Altın 6174.5
  • Dolar 47.4686
  • Euro 54.7711
  • Bursa 19 °C
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 18 °C

Sarılın ağrılarınız geçsin

Sarılın ağrılarınız geçsin
Strese değil mutluluğa sarılın

Geçim derdi, yoğun iş hayatı, trafik çilesi derken stres peşimizi bırakmıyor. Geçmek bilmeyen sırt ve baş ağrıları, kaygı, mutsuzluk, sinirlilik gibi durumlar, stresin belirtisi olarak karşımıza çıkıyor.

 İstinye Üniversite Hastanesi Medical Park Gaziosmanpaşa'dan Uzman Klinik Psikolog İpek Özaktaç, "Sevdiğiniz insanlara sarılın, ağrılarınız da stresiniz de azalsın" dedi.

Ünlü pop yıldızı Yalın, büyük beğeni toplayan şarkısında "Hele bir başla, sarılarak bir başla" dedi, herkesi sevgiye davet etti. Aslında dünyada yapılan birçok araştırma Yalın'ı destekler nitelikte..

İstinye Üniversite Hastanesi Medical Park Gaziosmanpaşa'dan Uzman Klinik Psikolog İpek Özaktaç, yapılan bu araştırmalardan örnekler verdi, sarılmanın aslında stresin neden olduğu pek çok hastalığa nasıl iyi geldiğini anlattı.

STRESİN BELİRTİLERİNİ BİLİYOR MUSUNUZ?

Günümüzde geçim derdi, yoğun iş temposu, trafik çilesi ve gelişen teknoloji ile birlikte doğada vakit geçirmek ya da sosyalleşmek giderek neredeyse imkânsız hale geldi. Dolayısıyla, gün içinde sık sık kendini hatırlatan stres ile karşı karşıya gelmek durumunda kalıyoruz. Peki, hem dilimizden düşmeyen hem de hayatımızın tam ortasına yerleşen stres tam olarak ne anlama geliyor? Stres, belli bir tehdit karşısında psikoloijk, zihinsel ve bedensel şekilde verdiğimiz tepkilerden oluşur. 

Bedenin strese tepkisi genellikle kalp çarpıntısı, nefes alamama, uyuşma, terleme, titreme, bulantı ya da sırt- baş ağrısı şeklinde oluyor. Stresliyken duygusal tepkilerimiz ise kaygı, korku, mutsuzluk, huzursuzluk, sinirlilik, çaresizlik şeklinde görülebilir. Stres anında sinir sistemimiz adrenalin ve kortizol hormonu salgılayarak bedenimizi alarm durumuna geçirir.

EŞİNİZE 20 SANİYE SARILIN, DERDİ KEDERİ UNUTUN!

Stresin ruhumuzda ve bedenimizde yarattığı olumsuz etkileriyle nasıl başa çıktığımızı kaynaklarımız, yani bize iyi gelen şeyler belirliyor. İngiltere'de yapılan bir araştırma, insanları mutlu eden durumların oldukça basit görünen küçük şeylerden oluştuğunu kanıtlar nitelikte. Üç bin kişinin katıldığı ankete göre, ormanda yürümek, denizde yüzmek, çikolata yemek, geçmişi hatırlatan bir şarkı dinlemek, almak istediği kıyafetin indirime girdiğini görmek, kek yemek ve arkadaşlık kurmak gibi küçük durumlar insanlar için büyük mutluluk kaynağı olabiliyor. 

Tüm bu kaynakların arasında sosyal çevre ve kurduğumuz yakın ilişkiler önemli yer kaplıyor. Yakın ilişkilerde eş, aile, arkadaş ya da çalışma arkadaşları fark etmeksizin hem ruhsal hem de fiziksel temasta bulunmak büyük önem taşıyor. Psikolog Alberto Gallace ve Charles Spence, gelişen ilk duyu organımızın dokunma olduğunu ve dış dünyayla bağ kurmamızda dokunmanın önemli bir yere sahip olduğunu söylüyor. Kaliforniya'daki Los Angeles Üniversitesi'nde gerçekleştirilen araştırmalarda dokunma sayesinde beyinde salgılanın oksitosin hormonunun harekete geçtiği, bu sayede güven, sevgi ve huzur duyguları artarken korku ve kaygı duygularının azaldığı gözlemlenmiştir. 

Oksitosin hormonu, doğumdan sonra da salgılanan, anne bebek arasındaki bağın artmasına yardımcı bir kadın hormonudur ve aşk hormonu olarak da bilinir. 2007 yılında North Carolina Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmaya göre, sarılmak stres altındayken artan kortizol hormonunun düşmesine ve dolayısıyla stresin yarattığı olumsuz ruh hali ile bedensel ağrıların azalmasına büyük ölçüde yardımcı oluyor. 100 evli çiftin katıldığı araştırmada, çiftlerin yaklaşık 20 saniye süren bir sarılmanın ardından özellikle kadınlarda kortizol hormonunun belirgin ölçüde düştüğü ve oksitosin hormonunun arttığı kanıtlanmıştır.

EL ÖPMEK VEYA ŞEFKAT GÖSTERMEK TERAPİ GİBİ...

Bizler de ülkemizde el sıkışmak, öpüşmek ya da sarılmak gibi fiziksel temas içeren eylemleri seviyor ve günlük hayatımızda sık sık kullanıyoruz. Her birimiz merhabalaşırken tokalaşarak, sevinci ya da acıyı paylaşırken sarılarak, bayramlarda el öperek fiziksel temasta bulunuruz. Dolayısıyla, Türk toplumu için özellikle sevgi, şefkat ya da saygı içeren dokunma davranışlarının bir çeşit toplumsal terapi etkisi yarattığını söylemek mümkün.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Menapozun sinsi tehlikesi: Kas kaybı30 Temmuz 2026 Perşembe 12:07
  • Yazın klima kullanırken bu önerilere dikkat!29 Temmuz 2026 Çarşamba 16:42
  • Omurga sağlığı için 10 önemli öneri29 Temmuz 2026 Çarşamba 16:35
  • Yazın mantara yol açan 6 hata29 Temmuz 2026 Çarşamba 16:21
  • Uzmandan elektronik sigara uyarısı!29 Temmuz 2026 Çarşamba 12:48
  • Bebek sağlığı ağızdan başlar29 Temmuz 2026 Çarşamba 12:47
  • Yazın mantara yol açan 6 hata!28 Temmuz 2026 Salı 15:22
  • ''Sessiz tehlike hepatiti önlemek mümkün.''28 Temmuz 2026 Salı 15:11
  • Hafta içi bitkisel hafta sonu et!28 Temmuz 2026 Salı 12:22
  • Yutulan diş macununa dikkat!25 Temmuz 2026 Cumartesi 13:48
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Bursa Bakış | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : Haber İhbar Hattı: 0544.201 80 43 Faks : 0544.201 80 43