Dijital araçların günlük hayatta giderek daha fazla yer kapladığını belirten uzmanlar, bu durumun çocukların aktif oyun ve açık hava etkinliklerine ayırdığı zamanı azalttığını söylüyor.
Hareketin çocukların yalnızca fiziksel gelişimi için önemli olmadığına dikkat çeken Ergoterapist Emrullah Harun Kaya, “Aktif oyunlar çocukların kas kuvvetini ve dayanıklılığını geliştirirken denge, koordinasyon, dikkat, planlama ve sosyal iletişim becerilerine de önemli katkılar sağlar.” dedi. Ailelere her gün 30 ila 60 dakikalık aktif oyun zamanı planlamalarını öneren Kaya, evde kurulabilecek mini parkurlar, dans ve geleneksel çocuk oyunlarının da hareketi eğlenceli hale getirebileceğini vurguladı.
Üsküdar Üniversitesi ÇEGOMER (Çocuk ve Ergen Gelişimi ve Otizm Uygulama ve Araştırma Merkezi) Ergoterapisti Emrullah Harun Kaya, ekran kullanımının artmasıyla çocukların daha az hareket etmesinin fiziksel, motor, bilişsel ve sosyal gelişimleri üzerindeki olası etkileri ve ailelerin çocukları aktif oyuna teşvik etmek için yapabilecekleri hakkında açıklamalarda bulundu.
Aktif oyunlar çocukların fiziksel, bilişsel ve sosyal gelişimini destekliyor!
Tablet, telefon ve bilgisayar gibi dijital araçların çocukların günlük yaşamında giderek daha fazla yer kapladığına dikkat çeken Emrullah Harun Kaya, “Aktif oyun ve açık hava etkinliklerine ayrılan zaman azaldı. Önceki nesillerin günlük yaşamında önemli bir yer tutan sokak oyunları, koşma, tırmanma, bisiklete binme ve arkadaşlarla hareketli oyunlar, günümüzde birçok çocuk için ekran temelli etkinliklerle yer değiştirdi.” dedi.
Çocukların daha az hareket etmesinin yalnızca fiziksel kondisyonu değil; motor becerileri, sosyal ilişkileri, problem çözme yetenekleri, özgüvenleri ve günlük yaşam aktivitelerine bağımsız katılımları üzerinde de etkili olabileceğini ifade eden Kaya, “Hareket çocuk gelişiminin temel taşlarından biridir. Çocuklar hareket ederek öğrenir, oynayarak gelişir. Hareket sırasında bedenlerini tanır, çevreleriyle ilişki kurar, karşılaştıkları sorunlara çözüm üretir ve yeni beceriler kazanırlar. Aktif oyunlar çocukların kas kuvvetini ve dayanıklılığını geliştirirken denge, koordinasyon, dikkat, planlama ve sosyal iletişim becerilerine de önemli katkılar sağlar.” diye konuştu.
Yeterince hareket etmeyen çocuklarda kas kuvveti, denge ve koordinasyon sorunları görülebilir!
Çocukların fiziksel olarak gelişebilmeleri için düzenli ve çeşitli hareket deneyimlerine ihtiyaç duyduğuna işaret eden Kaya, “Yeterince hareket etmeyen çocuklarda kas kuvveti, dayanıklılık, esneklik, denge ve koordinasyon alanlarında güçlükler görülebilir.” dedi.
Hareketsiz yaşamın çocukların yorulma süresini de etkileyebileceğini aktaran Kaya, “Günlük hareket miktarı azalan çocuklar koşarken, merdiven çıkarken, uzun süre ayakta kalırken veya yaşıtlarıyla oyun oynarken daha çabuk yorulabilir. Top yakalama, tek ayak üzerinde durma, sıçrama, seksek oynama ve bisiklete binme gibi becerilerde zorlanabilirler.” ifadelerini kullandı.
Çocuk yeterli hareket deneyimi kazanamadığında günlük yaşam becerilerinde de zorlanabilir!
Motor becerilerin yalnızca spor yaparken ihtiyaç duyulan yetenekler olmadığını kaydeden Kaya, “Çocuğun okul ve ev yaşamındaki birçok etkinlikte bedenini etkili biçimde kullanması gerekir.” dedi.
Kaya, şöyle devam etti:
“Çantayı taşımak, sırada dengeli oturmak, kalem kullanmak, kıyafet giymek, ayakkabı bağlamak, yemek yemek, oyuncakları toplamak ve oyun alanında arkadaşlarına katılmak gibi günlük aktiviteler motor becerilerle ilişkili. Çocuk yeterli hareket deneyimi kazanamadığında yalnızca koşma veya zıplama sırasında değil, günlük yaşam becerilerinde de zorlanabilir.
Ayrıca çocuklar oyun sırasında sürekli karar verir ve çözüm üretir. Bir engelin üzerinden nasıl geçeceğini düşünmek, topun nereye gideceğini tahmin etmek, düşmeden dengede kalmaya çalışmak veya arkadaşlarıyla bir oyunun kurallarını oluşturmak bilişsel süreçleri harekete geçirir.”
Ergoterapide amaç yalnızca çocuğun kaslarını güçlendirmek değil!
Ergoterapinin çocukların fiziksel, bilişsel, duyusal, sosyal ve duygusal ihtiyaçlarını birlikte ele aldığını hatırlatan Emrullah Harun Kaya, “Çalışmalar çocuğun yaşına, gelişim düzeyine, ilgi alanlarına ve günlük yaşamda zorlandığı aktivitelere göre planlanır.” dedi.
Ergoterapide amacın yalnızca çocuğun kaslarını güçlendirmek olmadığına değinen Kaya, “Çocuğun arkadaşlarıyla rahatça oyun oynayabilmesi, okul etkinliklerine katılabilmesi, günlük yaşam becerilerini mümkün olduğunca bağımsız yapabilmesi ve kendisini yeterli hissedebilmesi hedeflenir. Oyun ve hareket, çocuğun gelişimini destekleyen en önemli araçlar arasında yer alır.” açıklamasını yaptı.
Çocuğun günlük yaşam becerilerini zor gerçekleştirmesi değerlendirme gerektirebilir!
Çocukların gelişim özelliklerinin birbirinden farklı olduğunu ifade eden Kaya, “Bazı çocuklar hareketli oyunlara kolaylıkla katılırken bazıları denge, koordinasyon, motor planlama veya duyusal işlemleme alanlarında desteğe ihtiyaç duyabilir.” dedi.
Çocuğun sürekli düşmesi, merdiven çıkmakta zorlanması, top oyunlarından kaçınması, çabuk yorulması, kalem kullanımında güçlük yaşaması veya günlük yaşam becerilerini yaşıtlarına göre daha zor gerçekleştirmesi durumunda gelişimsel değerlendirme yapılabileceğini belirten Kaya, erken dönemde sunulan desteğin çocuğun katılımını ve özgüvenini artırabileceğini söyledi.
Aileler her gün çocuklarıyla birlikte aktif oyun zamanı planlamalı!
Ailelerin evde bulunan malzemelerle çocukları hareket etmeye teşvik edebileceğini aktaran Kaya, “Yastık, minder ve güvenli mobilyalar kullanılarak mini engel parkurları hazırlanabilir. Çocuğun minderlerin üzerinden geçmesi, belirlenen çizgide yürümesi, sandalyelerin çevresinden dolaşması veya güvenli bir hedefe doğru emeklemesi gibi oyunlar denge, koordinasyon ve motor planlama becerilerini destekleyebilir. Parkurun çocuğun yaşına uygun hazırlanması ve mutlaka yetişkin gözetiminde kullanılması gerekir.” dedi.
Müzik eşliğinde dans etmenin de çocukların ritim, koordinasyon ve beden farkındalığını desteklediğini aktaran Kaya, sözlerini şöyle tamamladı:
“Aileler her gün çocuklarıyla birlikte aktif oyun zamanı planlamalı. Çocuğun yaşı, sağlık durumu ve ihtiyaçları göz önünde bulundurularak yaklaşık 30 ila 60 dakikalık hareketli oyun zamanları oluşturulmalı. Aktif oyun zamanı yalnızca çocuğun hareket ettiği, yetişkinlerin ekrana baktığı bir zaman olmamalı. Ebeveyn de oyuna katıldığında çocuğun motivasyonu, iletişimi ve oyundan aldığı keyif artar.
Aileler çocuklarını yaşıtlarıyla kıyaslamak yerine kendi gelişimleri üzerinden değerlendirmeli. Her çocuk aynı hızda koşmak veya aynı yükseklikte zıplamak zorunda değildir. Çocuğun çabasını fark etmek ve küçük gelişimleri desteklemek önemlidir. ‘Arkadaşın senden daha hızlı’ demek yerine, ‘bugün daha uzun süre oynadın’ veya ‘topu yakalamak için çok güzel denedin’ gibi ifadeler kullanılabilir. Amaç çocuğun hareketten keyif alması ve kendisini güvende hissetmesidir.”



























































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.