• BIST 115.842
  • Altın 317,258
  • Dolar 6,0968
  • Euro 6,5960
  • Bursa 10 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 11 °C

Kışın sağlıklı kalmanızı sağlayacak öneriler

Kışın sağlıklı kalmanızı sağlayacak öneriler
Kuvvetli bir bağışıklık sistemi için bunlara dikkat edin

Kış hastalıklarının artış göstermesi ile birlikte pek çok kişi soğuktan korunmak için dışarı çıkamıyor, kalabalık ortamlarda bulunmak istemiyor ve insanlarla temastan kaçınıyor. Kışı hastalanmadan atlatmak için ise bağışıklık sistemini güçlendirmek gerekiyor. İç Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Pınar Balcı, kuvvetli bir bağışıklık sistemi için dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.

Aşılarınızı ihmal etmeyin

Özellikle 65 yaş üzerinde olan, diyabet, KOAH ve kalp hastalığı bulunan kişilerin enfeksiyonlara yakalanma riski daha fazladır. Bu gruptaki kişilerin kış gelmeden önce doktorlarına danışmaları gerekmektedir. Grip aşısı gibi aşı uygulamaları, primer hastalıkların tedavi planları ve mineral vitamin destek takviyeleri acısından öneri alınması, kışın daha rahat geçirilmesi bakımından önemlidir.

 

 

Kansızlık için keçiboynuzu

Demir eksikliği ve anemi gibi nedenler bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olabilmektedir. Sık sık hastalanan, uzun sürede iyileşemeyen kişilerde kansızlık veya vitamin eksikliği görülebilmektedir. Kadınlarda demir eksikliğine bağlı kansızlığa daha sık rastlanmaktadır. Kırmızı et, baklagiller gibi gıdalarla demir açısından zengin beslenmek faydalı olabilir. Keçiboynuzu da demir açısından zengin bir besindir. Keçiboynuzu unu ile yapılmış atıştırmalıklar ya da günlük 1-2 tatlı kaşığı keçiboynuzu özütü tüketilebilir.

Egzersizle doğal aşı etkisi

Uzun dönem düzenli egzersiz, yoga veya meditasyon yapanların bağışıklık sisteminin daha güçlü olduğu ve daha az enfeksiyona yakalandıklarını gösteren çalışmalar bulunmaktadır. Kış rehavetine kapılmadan düzenli spor yapmak, doğal aşı etkisi sağlayabilmektedir.

 

 

Çiftlik somonu yerine hamsiyi tercih edin

Omega-3 bağışıklık sistemi üzerinde yüksek etkisi olan takviyelerin başında gelmektedir. Küçük ve derin su balığı olmayan hamsi, istavrit, sardalya gibi deniz balıkları marketlerde satılan çiftlik somonlarından çok daha zengin omega- 3 alternatifleridir. Haftada 3-4 kez 100-150 gr. hamsi tüketmek bağışıklık sistemi üzerinde olumlu sonuçlar elde edilmesini sağlayabilir. Bunun yanında omega- 3 yağ asitlerinden EPA ve DHA desteği günde 2-3 gr olmak üzere alınabilir. Bu takviyeler için mutlaka doktora danışılmalıdır.

Sigara enfeksiyon hastalıklarına davetiye çıkarıyor

Sigara içenler başta solunum yolu enfeksiyonları olmak üzere enfeksiyon hastalıklarına karşı daha riskli gruptadır. Sigara içenlerin solunum yolu epitelinin bütünlüğü ve daha hızlı iyileşmesi için A ve C vitamininden zengin beslenmeleri gerekmektedir. Havuç, bal kabağı ve yeşil yapraklı sebzeler iyi birer A vitamini deposudur. Sigara içen ve ateşli hastalık geçiren kişilerin günlük C vitamini ihtiyacı ortalama 5-10 kat artmaktadır. Portakal, limon ve biber önemli C vitamini kaynaklarıdır.

 

 

Antioksidan alımı için kuşburnunu deneyin

Ülkemizde her mevsimde bulunması mümkün olan kuşburnunda, limondan 5 kat daha fazla C vitamini bulunmaktadır. Kuşburnu, içerdiği likopen sayesinde de çok güçlü bir antioksidandır. Bağışıklık sisteminin dostu olarak nitelendirilen kuşburnunun katkısız olan özütünü ya da bitki çayını tüketmek gerekir.

Bağışıklık sisteminizi su teresi ile güçlendirin

Su teresi güçlü bir anti bakteriyeldir. Soğuk algınlığında kullanılabilir. İdrar yolları için dezenfektandır. Taze otunda A,D,E vitaminleri ve askorbik asit mevcuttur. Çok güçlü bir antioksidan olan su teresinin günlük diyete dahil edilmesi bağışıklık sistemini güçlü tutmak için faydalıdır.

Sağlıklı yağlarla beslenin

Yapılan bilimsel çalışmalar sağlıklı yağların ağırlıklı tüketildiği ketojenik beslenme ve aralıklı oruç denilen intermittent fasting tarzı beslenmenin bağışıklık sistemini güçlendirdiğini ortaya koymaktadır. Olabildiğince rafine şekerden uzak kalmak ve günlük diyete zeytinyağı, hindistan cevizi yağı gibi sağlıklı yağları katmanın hücresel düzeyde bağışıklık sistemi üzerinde iyileştirici olduğu bilinmektedir.

Kompleks karbonhidratlara yönelin

Rafine un, pirinç, patates, mısır, kestane gibi nişasta içeriği yüksek olan besinler ve şeker ile şeker içeriği yüksek her türlü yiyecek ve içecek, basit karbonhidratlar grubunda yer alıyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Demet Cerit basit karbonhidratların sindirim kanalından çok hızlı emilerek kana karışmaları nedeniyle kan şekeri ve insülin seviyelerinin hızla yükselmesine yol açtığı uyarısında bulunarak, “Hızla yükselen insülin seviyesi de kan şekerinin kısa zamanda düşmesine, buna bağlı olarak tokluk süresinin kısalmasına ve tekrar tatlı besinler tüketme isteğine neden oluyor. Dolayısıyla beslenmenizde tam tahıllar, kepekli pirinç, bulgur, kepekli makarna, yulaf ve kuru baklagiller gibi kompleks karbonhidrat kaynaklarına yer vererek daha uzun süren tokluk sağlayabilir, yemekten sonra tatlı isteğinin önüne geçebilirsiniz” diyor.

Çok düşük kalorili beslenmeyin

Özellikle kilo kontrolü sağlamak isteyen kişilerin yaptıkları hataların başında çok düşük enerji, yani kalori almak ve bir besin grubunu tümüyle beslenme listesinden çıkarmak geliyor. “Uzun süre çok düşük enerji almanız durumunda, vücudunuz enerji depolarını korumak adına, çareyi yağ hücrelerinden salınan iştah hormonlarını artırmakta buluyor” uyarısında bulunan Beslenme ve Diyet Uzmanı Demet Cerit şu bilgileri veriyor: “Bu durum, vücudun en hızlı biçimde enerji sağlayabileceğini bildiği yüksek karbonhidrat içeren besinlere olan ilginin artmasına yol açıyor ve tatlı krizleri baş gösteriyor. Proteinler ile yağlar karbonhidratlara göre daha yavaş sindirildikleri için uzun süreli tokluk sağlıyorl Yetersiz tüketilmeleri durumunda çabuk acıkma ve öğünden hemen sonra tatlı bir şeyler tüketme isteği oluşuyor. Bu nedenle yeterli enerji almaya ve besin öğelerini dengeli bir biçimde tüketmeye özen gösterin”

Posa tüketiminizi artırın

Posa, yani diyet liflerinin sağlığa pek çok faydası mevcut. Posa içeren besinler midenin boşalmasını geciktirerek daha uzun süre tok kalmanıza yardımcı oluyor. Aynı zamanda besinlerin kana daha yavaş karışmasını sağlayarak kan şekeri ve insülin seviyelerinin hızlı yükselmesinin önüne geçiyor. Posa tüketiminizi artırmak için tam tahıllı veya kepekli ürünler tercih etmeye, ana yemeklerde mutlaka sebze yemeği ve salatalara yer vermeye, her gün 1-2 porsiyon meyve tüketmeye, haftalık menünüze en az 2 öğün kuru baklagilleri eklemeye dikkat edin.

 

 

Meyvesiz olmaz, ancak…

Meyveler vitamin-mineraller, posa ve antioksidanlar bakımından zengin doğal şeker kaynaklarıdır. Vücudunuzun karbonhidrat ihtiyacını doğal kaynaklardan karşılamak ve tatlı krizlerinin önüne geçmek için porsiyon kontrolüne dikkat ederek, ara öğünlerinizde meyvelere yer verin. Meyvelerin yanına ilave edeceğiniz süt, yoğurt, ayran gibi protein veya fındık, ceviz, badem gibi yağ bakımından zengin besinlerle tokluk sürenizi uzatın. Eğer insülin direnci veya hipoglisemi gibi bir sağlık probleminiz varsa muz, üzüm, kavun, karpuz, incir ve kuru meyveler gibi fruktoz içeriği yüksek, kan şekerini hızlı yükselten meyveleri seyrek tüketmeye özen gösterin.

Mutluluğu besinlerde aramayın

Serotonin, dopamin ve endorfinler beyinden salgılanan mutluluk, ödül, motivasyon ve zevkle ilişkili özel kimyasallardır. Yapılan çalışmalar; şeker içeren besinlerin beynin ‘ödül ve bağımlılık merkezini’ uyararak bu kimyasalların salınımını artırdığını gösteriyor. Ancak bu tür besinlerin aşırı ve sık tüketiminin zamanla ödül cevabının azalmasına neden olduğu, dolayısıyla her seferinde aynı hazzı yakalamak için daha tatlı ve daha fazla besin tüketme isteğine yol açtığı ortaya konmuş. Bu kısır döngüden kurtulmak için kriz anlarında yönelebileceğiniz ve ‘iyi hissetmenize’ yardımcı olacak egzersiz, kitap okuma, resim, müzik gibi sevdiğiniz aktiviteler belirleyin.

Bolca su için

Açlık ve susuzluk hissi birbiriyle karışabiliyor. Yeterli miktarda su içmediğiniz zaman sık sık açlık atakları yaşıyor ve şekerli atıştırmalıklara yöneliyor olabilirsiniz.Beslenme ve Diyet Uzmanı Demet Cerit tokluk hissini sağlamak için gün boyunca, düzenli aralıklara yayarak 2-2,5 litre su tüketmeye özen göstermeniz gerektiğini hatırlatıyor.

 

 

Kararında tatlı sizi korkutmasın!

Uzmanlar besinlerin iyi-kötü, sağlıklı-sağlıksız veya serbest-yasak gibi etiketlenmesinin, kişileri kısır bir kısıtlama-aşırı yeme döngüsüne sevk ettiğine dikkat çekiyorlar. “Besin alerjileri gibi bazı sağlık problemleri, bazı besinleri hayatınızdan mutlaka çıkarmanızı gerektirebiliyor” diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Demet Cerit şunları söylüyor: “Ancak böyle bir sağlık probleminiz yoksa, bir besini bir süreliğine veya tamamen hayatınızdan çıkarmaya çalışmanız, o besini normalde tüketeceğinizden çok daha fazla tüketme arzusu duymanız ve aşırı yeme atakları yaşamanızla sonuçlanabiliyor. Dolayısıyla hepimizin çok sevdiği tatlılara beslenmemizde her daim sıklığına dikkat ederek ve kararında tüketerek yer vermenizde fayda var. Haftada 1-2 kez bir küçük kase muhallebi, kazandibi, sütlaç gibi sütlü tatlılara veya az şeker ile hazırlanmış yarım ayva, 2 parmak büyüklüğünde balkabağı tatlısı gibi meyve tatlılarına beslenmenizde yer vermeniz, 1-2 ara öğününüzde 2 kare bitter çikolatanın kahvenize eşlik etmesi kararında tercihler olacaktır.’’

Ana öğün saatlerinizi düzenleyin

Karbonhidratlar hızlı sindirilmeleri ve kolayca enerjiye dönüştürülmeleri nedeniyle vücudun temel enerji kaynağıdır. Uzun süren açlık sonrasında vücudumuz kan şekerinin hızla normal seviyeye gelmesi ve boşalan glikojen depolarının yerine konulabilmesi için bizi yüksek karbonhidrat içeren kaynaklara, yani tatlı besinlere yönlendiriyor. Kan şekerinizi dengede tutmak ve tatlı krizlerinin önüne geçmek için ana yemek saatlerinizi düzenlemeye ve öğün atlamamaya özen gösterin. İhtiyaçlarınız doğrultusunda günlük beslenmenize ekleyeceğiniz küçük ara öğünler bir sonraki öğünde sağlıklı besin tercihleri yapmanıza ve porsiyon kontrolü sağlamanıza yardımcı olacaktır.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Anne Adayları Dikkat19 Şubat 2020 Çarşamba 17:09
  • Türkiye nüfusunun yarısından fazlası mutlu19 Şubat 2020 Çarşamba 16:55
  • Kansız olanlar mutlaka içmeli19 Şubat 2020 Çarşamba 16:18
  • Epilasyon ne zaman yapılmalı?19 Şubat 2020 Çarşamba 15:55
  • Çocuğu kepçe olanlar dikkat19 Şubat 2020 Çarşamba 15:38
  • Doğumsal kalp hastalığı olanlar dikkat19 Şubat 2020 Çarşamba 15:23
  • Kalem tutuşu neden önemli?19 Şubat 2020 Çarşamba 15:18
  • “Ekran”lar Çocukları Olumsuz Etkiliyor!18 Şubat 2020 Salı 17:45
  • Çocuğu ilkokula gidenler dikkat18 Şubat 2020 Salı 17:41
  • Kasık fıtığı olanlar dikkat18 Şubat 2020 Salı 16:19
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Bursa Bakış | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0224. 408 35 78- Haber İhbar Hattı: 0544.201 80 43 Faks : 0224.408 35 78