• BIST 1.420
  • Altın 478,678
  • Dolar 8,3261
  • Euro 9,9948
  • Bursa 15 °C
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 12 °C

Siyasetin kimliksizleştiği bir dönem!

Kemal Cankaya

Siyaset, ideolojiler üzerinde oluşturulan toplumsal bir hareket olarak, toplumları yönetmek ve dönüştürmek için, örgütlü bir yapılanmadır.


İdeolojiler, farklı sınıfsal karakteri belirleyen düşünceler olarak, birbirleri ile sürekli olarak mücadele eden farklılıklardır.

Taktiksel olarak dönemin ruhuna uygun eylemsel değişimler gösterir.

İlkesel olarak çizgisinden sapma göstermez.

Kapitalizmin vahşet çağında, diyalektik olarak çelişkilerin daha da derinleşmesi nedeni ile siyaset, ideolojik olarak sınıfsal mücadele üzerinden yürütülmesi gereken bir durum arz etmelidir.

Fakat günümüzde siyasetin seyrine baktığımızda ne ilkeler kalmış, ne ideolojik kararlılık kalmış.

Türkiye siyasetinin geçmişine baktığımızda, siyasi partilerin temsil ettikleri sınıfsal katmanların hakları için mücadele ettiklerini görürüz.
 

Ülkemizde yaşanan üç askeri darbenin toplum üzerinde bıraktığı travmalar, kimlik deformasyonuna neden oldu.  

Toplumu kimliksizleştirmekte en başarılı olanın 12 Eylül faşist askeri darbe olduğunu, siyasetin toplumun hangi noktaya geldiğini, yaşadığımız toplumsal atmosfer bizlere gösteriyor.
 

12 Eylül darbesinin anayasası tüm siyasetçiler tarafından yerden yere vurulmasına rağmen, bu faşist anayasanın çöpe atılması noktasında kararsız davrandıkları gibi, siyasi partiler kanunundaki anti demokratik yasalarla parti yönetimleri, diktatörlüklerinin keyfini çıkarıyorlar.

Siyasetin, sistematik olarak bu süreçten itibaren başlayıp günümüze kadar nasıl kimliksizleştirildiğini görüyoruz.

Öncelikle kendilerinin ezilenlerden, emekten yana mücadele ettiğini söyleyen sendikaların, örgütlerin işlevsizliğinin, emek cephesinde güvensizliği, yılgınlığı bir virüs gibi yaydığını görüyoruz.

Sınıf mücadelesi verdiğini söyleyen sendikalar, mücadeleyi sadece zamlar ve sosyal haklar üzerinde lokal kapsamda işverenlerden koparılan hak olarak gördüğünden, demokrasi mücadelesini ıskalamış oldular!
 

Dünyanın hiçbir yerinde ezilenler sağ partilere oylarını vermez, bizim ülkemizde tam tersi olarak ezilenler sağ partilere,  burjuvalar aristokratlar sosyal demokrat partiye oy veriyor.
 

Bu ters orantılı çelişki nereden geliyor?
 

Bizim ülkemizde üretim araçlarını kullanan çalışanların bir ayağı kırsalda, bir ayağı ise kentte olduğu için, kırsaldan aldığı takviye ile ekonomik anlamda sıkıntıyı hissetmiyordu.
 

Fakat günümüzde durum tam tersine, çalışanların kırsaldan aldığı takviye de tükenme noktasına geldi.
 

AK Partinin bu kadar açık bir şekilde uyguladığı yanlış politikalara karşı homurdanırken, tepkiler sandığa yansımıyor.

Sorun gayet basit, muhalefetin siyaseten kimliksizleşmesi, güven vermemesidir.

Daha açık söylemek gerekirse CHP’nin soldan sağa savrulması, MHP’nin her dönem olduğu gibi iktidar partilerinin stepne olması, her iki farklı uca karşı güvensizlik duyulması nedeni ile ehveni şer olarak seçmen tercihini AK Partiden yana yapıyor.

 AK Partinin 17 yıldır uyguladığı yanlış politikaların yansıması yerel seçimde sandıklara yansıyacağı yönünde bir hava olduğunu görüyoruz.

Yerel seçimler sürecinde izlenen stratejiye baktığımızda, siyasetin kimliksizleştiğini daha belirgin şekilde, daha net görebiliriz.

Hak hukuk adalet diyen CHP’deki gelişmelerin parti tabanını çileden çıkardığını, sosyal medya üzerinde yapılan paylaşımlardan görüyoruz.

Bence de haksız değiller.

Gösterilen adaylara baktığımızda insanların zekâsı ile dalga geçiyorlar. Şanlıurfa Siverek ‘de Bucak aşiretinin reisi, sola olan düşmanlığı ile tanınır. Böyle bir isimi aday göstermek neyin hesabı oluyor?

Tabi bu medyaya yansıyan kısmı, bir de yansımayanlar var!

Nereden baksan yukarıdan aşağıya, aşağıdan yukarıya bir tutarsızlık silsilesi hüküm sürüyor.
 

Kimliksiz siyasetin daha belirgin örneklerinden biri de; partilerinden aday gösterilmeyen isimleri aday gösteren DSP’nin izlediği ilkesiz, kimliksiz siyaseti iyi irdelemek lazım!
 

Bir de derdi makam mevki olan paranoyak insanların kimliksizliği ayrı bir vaka!

CHP’de parti içi demokrasi rafa kaldırılmış, yerine AK Parti yöntemi ile, tepeden inme bir şekilde aday belirleme yöntemi uygulaması hayata geçirilmiş.

Doğru olan, parti tabanının ön seçim ile kendi kent yöneticilerini belirlemesi olmasını bilmelerine rağmen, yararcı yaklaşımlarla içerisinde parti örgütleri baypas edildi.

Seçim kazanmak adına ittifak denilen, niteliği belli olmayan bir ortaklık, gelişi güzel illerin paylaşılmasının ardından,  aday pazarlıkları ile örgütlere siz oturun oturduğunuz yerde, biz sizin adınıza her şeyi yaparız dendi.
 

Sağdan sola nereye bakarsanız bakın, kimliksiz siyasetin yansımalarının, toplumun geneline yayıldığını, yanınızda yörenizde görürsünüz.
 

Tabi, meydanında kimliksizliği, siyaset ile at başı gidiyor!
 

Halk deyimi ile üzüm üzüme baka baka kararıyor!

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Bursa Bakış | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0224. 408 35 78- Haber İhbar Hattı: 0544.201 80 43 Faks : 0224.408 35 78