• BIST 1.441
  • Altın 485,056
  • Dolar 8,2228
  • Euro 9,9825
  • Bursa 16 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 13 °C

CHP’ye linç kampanyası tehlikeli söylemler!

Kemal Cankaya

Gerilimli bir atmosfer içerisinde geçen seçim sürecini büyük olaylar yaşamadan atlattık.
Seçimlerin bitmesinin ardında ,yetkili ağızlar tarafından yapılan tehlikeli söylemler, toplumun belirli bir kesmini ötekileştirerek hedef göstermemektedir.


İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, önceki gün, müsteşarları aracılığı ile valiliklere genelge göndererek, CHP İl Başkanlarının şehit cenazelerinde protokolde yer verilmemesini emretmiş. 


Bunun üzerine CHP 81 ilde eş güdümlü olarak Bakan Soylu’ya tepkilerini bildirmek için basın toplantısı yaparak.
Bakanı sorumlu davranmaya davet etmekle birlikte, derhal istifa etmesini belirten açıklamada bulundular.
Bu söylem tam anlamı ile devlet adamı ciddiyetine yakışmamıştır.


Bir devletin İçişleri Bakanı tüm vatandaşların can mal güvenliğinden sorumlu olması gerekirken,  farklı siyasi anlayışta olan insanları vandallara hedef göstermesi akılla izanla izah edilecek bir durum değil.
Bu ülkede, 40 yıldır terör konusunda uygulanan politikaların sorumlusu olarak CHP’yi gösterip hedef göstermenin bir tek tanımı var ,o da sorumluluğunuzda olan terör ile mücadele konusunda gösterdiğiniz zafiyeti başka siyasi partilere yıkmaktır.


Hafızalarımız tarih anlamında çok zorlamaya gerek yok.


Dönemin Başbakan Yardımcısı, Bekir Atalay’ın koordinatörlüğünde  başlayan çözüm süreci çalışmalarına bir bakalım; 


MİT  Müsteşarı  Hakan Fidan’nın İmralı’da PKK terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’la  16 Aralık 2012 yaptığı  görüşmesi ile başlayan  demokratik uzlaşma, “Çözüm Süreci” projesi içerisinde HDP ile bir protokol çerçevesinde görüşmeler yapılmakla birlikte, İmralı’ya  arabulucu heyetler göndermeler, Dolmabahçe , Oslo görüşmeleri, sonrasında Habur Sınır Kapısında temsili teslim olma silah bırakmalar, çadır mahkemeleri vs diyalogların yaşandığı dönemlerde CHP iktidar partisi değildi.


CHP çözüm sürecine ilişkin çekincelerini kaygılarını sürekli olarak dile getirdiğini biliyoruz.
Doğu ve Güneydoğu’da PKK ve yandaşları hendek kazarken, asker ve polis izole edilerek hendek kazılmasına göz yumuldu.


Bu sürecin sorumluluğu muhalefette olan CHP’ye yüklenmez.


Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına kurulmuş olan bir siyasi parti olan HDP yasaların kendilerine tanıdığı şartlara göre Cumhurbaşkanı adayı, milletvekili aday çıkarıp seçimlere giriyor.


Girdiği seçimlerde 6 milyon seçmenin oyunu alıp meclis çalışmalarında yer alıyorlar.
CHP desteği ile HDP’nin meclise girdiği söyleminin mantıklı bir alt yapısı yok.


HDP’nin meclise girmesini istemiyorsanız, o zaman iktidar gücünüz kullanarak kapatın. 


HDP, PKK üzerinden yapılan olumsuz propagandalar, farkına varılmadan bir etnik kimlik düşmanlığını körüklüyor.
Kürt vatandaşlarımızla, PKK terörü özdeş hale getiriliyor.


Terörden kaçıp batı illerinde ekmek parası için mücadele veren Kürt vatandaşlarımızın saldırıya uğradıklarını zaman zaman görüyoruz.


Tüm siyasi parti yöneticilerinin toplumun hassasiyetli üzerine söylemde bulunurken, ayrıştırıcı, kışkırtıcı dil kullanmamalarına özen göstermeleri gerekiyor. 


İster iktidar isterse muhalefet partilerinin yöneticileri, taraftarları sosyal medya üzerinde provokasyona yol açacak mesajlar paylaşmamalıdır.


Bu ülke insanın tek bir dileği var.


O da İnsanca yaşayabileceği bir huzurlu yaşam sürdürmek!
Hünkar Hacı Bektaşi Veli Hz’lerinin söylediği gibi,
Elimize, dilimize, belimize hakim olalım.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Bursa Bakış | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0224. 408 35 78- Haber İhbar Hattı: 0544.201 80 43 Faks : 0224.408 35 78