• BIST 92.699
  • Altın 229,924
  • Dolar 5,7950
  • Euro 6,6379
  • Bursa 19 °C
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 20 °C

Ankara-Eskişehir Hattı

Ercan Çarıkçı

Malum üniversite sınav sonuçları açıklandı. Puanlar ve sıralamalar belli oldu. Fakat bu yıl yine yeniden yeni bir sistemle yapılan üniversite sınavı sonucunda açıklanan sonuçlar üzerinden okullar ve dershaneler dahil yerleştirme hakkında öğrencilere net bilgi veremiyor. Bu nedenle de öğrenci-veli ordusu, geçen yılın yerleştirme puanlarına göre öğrencinin girebileceği ya da girme ihtimali olan üniversiteleri ziyaret ediyor.

Biz de ailecek bu seferleri yapan gruptayız. Üniversite ziyaretlerimizde okul tanıtımlarına katılırken bir yandan da üniversiteyi ve şehir ortamını gözlemliyorum. Gözlemlerini sizlerle de paylaşmak istedim.

* ilk durağımız Ankara. Ankara'da bulunan Gazi,Hacettepe ve Ankara Üniversiteleri tıp fakültelerini ziyaret ettik. Bu fakültelerin üçü de harika. Söylenecek söz yok,en azından gerek ilköğretim,gerek lise,gerekse de üniversitelerimizinden devletin elini çektiği,başarılı öğrenci ve eğitimcilerin özel okul ve üniversitelere kaydığı bu dönemde marka değerlerini koruyabilmiş ve marka değerlerine yakışır durumdalar. Özellikle de Hacettepe tıp fakültesi, üniversitesi ve hastanesi ile devhasa bir kampüs içerisinde. Birçok üniversitemizin eğitim materyali ve hoca bulamadığı,imkansızlıklarla boğuştuğu günümüzde bu güzide okullarımızda emeği olan yönetici ve sağlık emekçileri ile doktorlarımızı tebrik etmek gerekiyor gerçekten.

Bu arada Ankara'dan da bahsetmek istiyorum. Etimesgut'ta asteğmen okulundan mezun olalı tam 27 yıl olmuş. O günden bugüne Ankara'ya geliş nedenim seçim sürecinde CHP genel merkezi için olmuştu. O dönemdeki genel merkezi sık ziyaretlerimde, yüksek ve çirkin yapılaşmaya,beton yığınına dönüşmeye şahit olmuştum. Anlaşılan rantsal dönüşümün yarattığı betonlaşma canavarı Ankara'ya da sıçramış.

Askerlik yaptığım dönemde Ankara'yı, asker ve rütbeli subay çokluğu nedeniyle sağ elimiz sürekli selam vaziyetinde olduğu halde çok sevmiştim. Üst düzey bürokratların, paşaların,protokolün olmasını  bazıları sıkıcı bulsa da Ankara'yı seviyeli ve insanlar arasındaki uçurumun daha az olduğu barışık bir kent yapmıştı. Doğma büyüme Ankara'lı,hayat standardı iyi olan bir arkadaşım bir dönem İstanbul'da yaşamış ve tekrar Ankara'ya dönmüştü. Ankara'nın eski Ankara olmadığını,geriye doğru gittiğini söyler dururdu. Aynı arkadaşım şimdi de yaşadığı elit Çankaya semtinin dahi Suriyeli'lerle dolduğunu söylüyor. Gerçi günahlarını almış olmayalım. Belki Çankaya'ya yerleşen Suriyeli'ler de kendi halkının elit kesimidir.

Sakarya ve Tuna caddelerinde şöyle bir tur attığınızda eski Ankara'nın dejenere olduğunu hissediyorsunuz. Hiç rütbeli asker görmedim mesela (belki de orduda rütbeli asker kalmadığı içindir) Memur ya da bürokrat tipli insana da rastlayamadım. Karşılaştığım insanlar mekan tarif etmekten imtina eden kaba-saba insanlardı ne hikmetse. Velhasıl hayalimdeki ve anılarımdaki Ankara'yı aradım ama bulamadım.

Ankara'ya gidip de Anıtkabir'e uğrayıp Atamız'a devrimleri için teşekkür etmeden,minnet duygumuzu ifade etmeden dönülmez elbette.Daha Anıtkabir yolunda mutluluğum yüz ifademe yansıdı.Otomobillerin oluşturduğu sıra 3 şeride çıkmıştı, yayan giriş yapanlar da bonusuydu.Anıtkabir ziyaretimiz gurur vericiydi. Aldığım bilgiye göre özellikle son iki- üç yıldır Anıtkabir ziyaretleri artmış

* Dönüş yoluna geçtiğimizde benim için önemli olan noktada mola verecektik. "Eskişehir"

Eskişehir'de molamızı verdik,Köprübaşı Papağan'da çiğböreğimizi yedik,Porsuk çayı kenarında kahvemizi içtik.İnsan ömrünün en güzel yılları olan üniversite hayatımın 4 yılını geçirdiğim Eskişehir'in 80 ' li yıllarını hatırlıyorum da....              Yeni yerleşim yeri "Yenikent" te oturan arkadaşlarımız ayakkabılarının üzerine poşet geçirirlerdi çamurlu yollarda yürürken.Şimdinin Eskişehir'ine bakıyorum da sanki bir Prag,Bükreş gibi orta avrupa şehri.

Tüm bu güzelliklerde,diplomamda da imzası olan o zamanın rektörü,şimdinin CHP'li Büyükşehir Belediye Başkanı olan Yılmaz Büyükşehir'in imzası var. Hocam sayesinde Eskişehir,yaşayan şehir olmuş. 24 saat canlı. Öğrencilerin olmadığı sezonda dahi Porsuk Çayı'nın kenarı hınca hınç insan dolu. Herşeyden önemlisi insanlar mutlu,yaşamayı seviyor ve hayatı yaşıyor.

Pazar akşamı olmasına rağmen geç saatlere kadar insanlar dışarıda. Meşhur hamamyolu caddesindeki yeşil alan kaldırılmış,yerine ahşap zemin üzerine çocuk oyun alanları ve gene ahşap tribün yapılmış. Çocuklar oynarken, yetişkinler de sohbet edip dinleniyorlar.

Eskişehir'i bu güzelliklere kavuşturan Değerli Hocam, Büyükşehir Belediye Başkanı Sn Yılmaz Büyükerşen'e saygılarımı ve teşekkürlerimi iletirken Sn Hocam yereldeki başarılarını genele taşıyamaz mıydı, bu şans kendisine verilemez miydi ya da hala verilemez mi diye düşünüyorum.

Üniversite ziyaretlerimizin ikinci günü İstanbul'daydık.

İstanbul herkesin bildiği İstanbul,benim ilave edecek birşeyim yok. Beton yığını,yeni yükselen beton yığınları,trafik,stres....   Benim yıkıldığım nokta,yaklaşık iki buçuk milyon gencin girdiği sınavda ilk iki bin arasına giren başarılı gençlerimizin girdiği Özellikle Cerrahpaşa olmak üzere Çapa'nın derdebest hali oldu.Böylesine güzide,kıymetli üniversitelerimizin ve hastanelerimizin hali bu olmamalı.Bu durum zeki ve başarılı gençlerimizi özel okullara yönlendiriyor.

************************************************************************************

“Hayattaki en büyük zafer hiçbir zaman düşmemekte değil, her düştüğünde ayağa kalkmakta yatar.”

 Nelson Mandela

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Bursa Bakış | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0224. 408 35 78- Haber İhbar Hattı: 0544.201 80 43 Faks : 0224.408 35 78